OKULA UYUM SÜRECİ
Okul öncesi neden gereklidir?
Bebekler 0–1 yaş döneminde anneyle yoğun bir kaynaşma hâli içerisindedir. 2 yaşına kadar bağlanma süreci devam eder. 2 yaşından sonra ise ikinci bakım veren olarak adlandırabileceğimiz babalar devreye girer. Bu dönemde çocuk, ikili ilişkilerden üçlü ilişkilere geçiş yapmaya başlar. Çocuğun bu gelişim döneminde arkadaşlarıyla etkileşim içinde olmaya, çevresiyle bağ kurmaya ve kendini başkalarına ifade etmeye ihtiyacı vardır. Bununla birlikte, dil becerileri dâhil olmak üzere birçok beceri deneyim arttıkça hızlı bir gelişim gösterir. Günümüzde bu gereksinimleri karşılayan en önemli ortam ise okuldur.
Okullar, çocuğun kendi sosyal çevresini oluşturduğu özel bir alan olarak ifade edilebilir. Sağlıklı ilerleyen bir okul süreci, çocuğun özgüven gelişimine önemli ölçüde katkı sağlar.
OKUL OLGUNLUĞU
Hayat, insan için her an gelişim ve değişim sürecidir; ancak bu süreç 0–6 yaş arası çocuklar için oldukça hızlı ilerler. Çocukların yaşama uyum sağlayabilmeleri için bu dönemde pek çok beceriyi yaş düzeylerine uygun şekilde gerçekleştirmeleri beklenir. Okul süreci çocuğun gelişimi için gerekli olduğu kadar, bu sürece dâhil olabilmesi için çocuğun belirli bir gelişim olgunluğuna ulaşmış olması da gereklidir.
Çocuğun okula başlama döneminde bedensel, zihinsel, duygusal ve sosyal beceriler açısından hazır hâlde olması okul olgunluğu olarak tanımlanır. Okul olgunluğu; göz–el koordinasyonu, normal beyin işlevleri gibi unsurları da kapsayan biyolojik ve nörolojik bir büyüme süreci olarak da ifade edilebilir.
Çocuğum Okula Hazır mı?
Okul öncesine ya da birinci sınıfa başlayan bir çocuğun uyum sağlayabilmesi için belirli bir yaşta olması ve bazı gelişimsel becerilere ulaşmış olması gerekir.
Bazı uzmanlar farklı görüşler belirtse de, okul öncesine başlama zamanı konusunda genel kabul, çocuğun 3 yaşını geçmiş olması yönündedir. Okul öncesi için ayrıca;
- Güvenli bağlanmanın oluşmuş olması
(Süreli ayrılmaları tolere edebilmesi, ortamı güvenli algılayabilmesi vb.) - Yönergeleri algılayabilmesi
- Kendini ifade edebilmesi
(İhtiyaçlarını sözel olarak dile getirebilmesi)
beklenir.
Birinci sınıfa başlayacak bir çocuğun ise öncelikle özbakım becerilerinin gelişmiş olması gerekir. Buna; kıyafetlerini giyip çıkarabilmesi, düğme ilikleyebilecek düzeyde ince kas gelişimine ulaşması, tuvalet temizliğini yapabilmesi ve yemeğini kendi başına yiyebilmesi gibi beceriler dâhildir.
Bununla birlikte zihinsel, psikolojik, sosyal ve duygusal açıdan;
- Yeni şeyler öğrenebiliyor olması
- Açıklayıcı sorular sorabilmesi
- Bir bakış açısını ya da düşünceyi savunma arzusunun oluşması
- Grup iletişimini organize edebilmesi ve sürdürebilmesi
- Sıra alma ve sırayı takip edebilmesi
- Basit bir çöp adam çizebilmesi
- Konsantre olma ve dikkatini sürdürebilme becerisinin gelişmesi
- Kendi kendini kontrol edebilme ve organize edebilme becerilerini yaşına uygun şekilde kazanmış olması
beklenmektedir.
Çocuğun Gelişim Değerlendirmesinde 5 Gelişim Alanı
Çocuğu gelişimsel açıdan değerlendirirken özellikle beş temel gelişim alanı ele alınır. Bunlar; özbakım becerileri, dil gelişimi, ince motor ve kaba motor beceriler, bilişsel gelişim ile sosyal–duygusal gelişim alanlarıdır.
Bilişsel ve zihinsel açıdan okul olgunluğunu değerlendirmek amacıyla; sayı olgunluğu ve okuma olgunluğu alt başlıklarını içeren Metropolitan Okul Olgunluğu Testi uygulanabilmektedir. Ayrıca okul öncesi dönemde özbakım, ince motor, kaba motor ve dil becerilerini kapsayan gelişim taraması amacıyla Denver II Gelişim Tarama Testi kullanılarak çocuğun gelişim düzeyi gözlemlenebilmektedir.
Unutulmamalıdır ki her çocuk kendine özgüdür; her çocuğun gelişim hızı ve beceri kazanımı da farklıdır. Bu nedenle çocuğun gelişimini gözlemlemek, gerektiğinde beklemek ve zorlamadan, mizacına uygun şekilde gelişimini desteklemek büyük önem taşır.
ERİKSON PSİKOSOSYAL GELİŞİM EVRELERİ
Çocuğun psikolojik ve sosyal gelişim düzeyini anlamak için Erikson’un psikososyal gelişim evrelerinden bazılarına kısaca değinilebilir:
1. Temel Güvene Karşı Güvensizlik (0–1 yaş)
Bu evrede bebeğin bulunduğu ortamı güvenli algılamaya ihtiyacı vardır. İhtiyaçları fark edilen, tutarlı, sevecen ve sahici bir ilişki kurulan bebekte temel güven duygusu gelişir.
2. Özerkliğe Karşı Utanç ve Kuşku (2–3 yaş)
Bu dönemde çocuğun bağımsızlık çabalarına ailenin rehberlik etmesi önemlidir. Yaptığı girişimlerin alaycı ifadelerle küçümsenmesi (örneğin “Bacak kadar boyunla ne işlere kalkışıyorsun” gibi) ya da bu girişimlere gülünmesi, çocukta yoğun utanç ve kuşku duygularının oluşmasına neden olabilir.
3. Girişimciliğe Karşı Suçluluk (4–5 yaş)
Her çocuk dünyayı keşfetme ve anlamlandırma isteğiyle doğar. Bu evrede merak ve keşif duyguları yoğundur. Çocuklar anne babalarına pek çok soru yöneltirler. Bu sorulara sabırla, çocuğun anlayabileceği kısa ve net yanıtlar vermek; gerektiğinde “Sen ne düşünüyorsun?” diyerek çocuğun fikrini almak, sağlıklı gelişim açısından önemlidir. Aynı zamanda bu dönem, çocuğun ilgi alanlarının ve yeteneklerinin şekillenmeye başladığı bir süreçtir.
4. Çalışma ve Başarıya Karşı Aşağılık Duygusu (6–11 yaş)
Öğrenme arzusu, okuma yazma çabası, beceri geliştirme ve başarma hissi bu evrede ön plandadır. Çocuk bu dönemde sürekli başarısızlık yaşar, başarı deneyimleyemez ya da başarıları görmezden gelinirse; yoğun yetersizlik duyguları ve aşağılık duygusu geliştirebilir.
Her evre, çocuğun sağlıklı ilerleyebilmesi için aşması gereken önemli basamaklardır. Bu evrelerde yaşanan tıkanıklıklar, çocuğun ilgili gelişim dönemini sağlıklı bir şekilde tamamlayamamasına neden olabilir. Bu nedenle, çocukta bu dönemlere ait oluşan duygusal yaraların fark edilmesi ve onarılması son derece önemlidir.
