Ayrılık kaygısı; çocuğun, temel bakım veren kişiden uzak kalacağına dair yaşadığı yoğun endişe durumudur. Okula başlama sürecinde birçok çocuk kısa süreli kaygılar yaşayabilir; ancak bazı çocuklarda bu kaygı daha belirgin ve kalıcı olabilir.
Bu çocuklarda;
- Okula hevesle başlayıp kısa süre sonra isteksiz hâle gelme,
- Sürekli okul hakkında “Beni ne zaman okuldan alacaksın?” gibi soruları tekrar tekrar sorma,
- İlk dönemlerde “okul” kelimesini dahi duymak istememe,
- Bulantı, karın ağrısı gibi bedensel şikâyetlerle okula gitmek istememe
görülebilir.
(Bu tür bedensel belirtilerde öncelikle tıbbi bir rahatsızlık olup olmadığı bir hekim tarafından değerlendirilmelidir.)
Bu belirtiler, ayrılık kaygısının önemli sinyalleri olabilir. Kaygının nedenlerini anlamak, çocuğun yaşadığı duyguyu fark edebilmek ve uygun çözüm yollarını geliştirebilmek açısından oldukça önemlidir.
Neden Bazı Çocuklar Ayrılmakta ve Okula Uyum Sağlamakta Zorlanır?
Ayrılık kaygısının birçok nedeni olabilir; ancak temelde iki ana başlık üzerinde durmak mümkündür:
1. Güvensiz bağlanma ve ayrışma–bireyleşme sürecindeki aksaklıklar
0–2 yaş döneminde bebeğin bakım verenle kurduğu ilişki, bağlanma biçimini oluşturur. Bu bağlanma ile birlikte bebek, bulunduğu ortamda kendini güvende hisseder. Güvensiz (kaygılı) bağlanmanın geliştiği çocuklarda ise kaygıya yatkınlık daha fazladır. Annesinin ya da bakım verenin olmadığı ortamlarda çocuk sürekli tetikte olur; bu kaygı hâli merak duygusunu ve çevreyle ilişki kurma becerisini engeller.
Dikkat:
Bebeklik döneminde anneden ya da bakım verenden ani ayrılıklar, bakım verenin tutarsız davranışları (ani duygusal değişimler), annenin yoğun kaygı düzeyi ve çocuğun aşırı korunaklı bir ortamda büyütülmesi, güvensiz bağlanmanın oluşmasına zemin hazırlayan önemli etkenlerdir.
Ayrılık kaygısı yaşayan bir çocuğun ayrışma–bireyleşme sürecine de bakmak gerekir. Ayrışma, bireyin ötekinden ayrı bir ruhu ve varlığı olduğunun farkına varmasıdır. Bireyleşme ise bu ayrışmış ruhun kendi başına karar verebilme ve hareket edebilme yetisini kazanmasıdır.
2. Annenin kaygısı ve bu kaygının çocukla kaynaşması
Bazı anneler çocuk merkezli bir tutumla, çocuğun okula başlamasıyla birlikte farkında olmadan duygusal bir boşluk yaşayabilirler. Bir yandan çocuğun okula başlamasını isterken, diğer yandan yoğun kaygı hissedebilirler. Kaygı bulaşıcıdır; bu nedenle anne tarafından yaşanan kaygı çocuk tarafından da hissedilir ve çocuk bu duyguyu kendi kaygısı gibi içselleştirebilir.
Örneğin anne, çocuğunu okula bırakırken zihninden şu düşünceleri geçirebilir:
“Kendi başına kalabilecek mi? Aç kalır mı? Yalnız kalıp üzülür mü? Ya bana yapışırsa, ayrılamazsa?”
Anne okuldan ayrılsa bile zihni çocuktadır.
Çocuk ise okuldayken benzer şekilde şu sorularla baş başa kalabilir:
“Ya yalnız kalırsam? Ya beni üzerlerse? Kendi başıma yapamazsam?”
Bu Temel Nedenlere Ek Olarak Başka Hangi Faktörler Etkili Olabilir?
Bazı durumlarda çocuk;
- Çekingen bir mizaca sahip olup okul ortamında kendini geri çekiyor olabilir,
- Annesinin kendisinden kopacağını hissediyor olabilir,
- Annesini kardeşiyle yalnız bırakmak istemiyor olabilir,
- Üzerinde yoğun beklenti hissediyor olabilir.
Bu durumlarda ebeveynlerin;
- Ayrılırken net, somut ve tutarlı ifadeler kullanması (“Şimdi gidiyorum, yemek yapacağım, saat 2’de seni almaya geleceğim ve sonra parka gideceğiz” gibi),
- Söylenen saate mutlaka uyması,
- Okula başlama sürecinin kardeş doğumuyla aynı döneme denk gelmemesine özen göstermesi,
uyum sürecini destekleyici olur.
Çocuğumla Nasıl Güvenli Bir Şekilde Ayrılabilirim?
Ayrılık sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için ayrışmanın kademeli yaşanması önemlidir:
1. Aşama
Anne ve çocuğun aynı odada, farklı aktivitelerle vakit geçirmesi. Bazen iletişim hâlinde olunabilir, bazen olunmayabilir. Çocuğun yaptığı işler desteklenir.
2. Aşama
Anne ve çocuğun farklı odalarda, belirli bir süre ayrı ayrı aktiviteler yapması. Çocuğun oyun sırasında aldığı kararlar desteklenir.
3. Aşama
Çocuğun yaşıtlarının bulunduğu farklı bir ortama dâhil olması ve burada gözlemlenmesi.
4. Aşama
Çocuğun yaşıtlarıyla oyun alanında ya da bir kursta, süreli olarak tek başına vakit geçirebilmesinin desteklenmesi.
Bu aşamalardan sonra okula hazırlık sürecine geçilir ve okul başlangıcında kısa süreli ayrılıklardan uzun süreli ayrılıklara doğru ilerlenir. Bu süreçte sakin, sabırlı, sıcak; aynı zamanda net, tutarlı ve kararlı olmak önemlidir.
Bunlara Dikkat!
- Sorunu görmezden gelmek ya da bir sonraki yıla ertelemek çözümü zorlaştırır. Çocuk her eve gitmek istediğinde eve götürmek, uyum sürecini sekteye uğratır.
- Okula girmek istemeyen çocuğa ilk etapta “Sınıfa girip arkadaşlarınla vakit geçirmek mi istersin, yoksa benimle bahçede beklemek mi?” gibi seçenekler sunulabilir. Bahçede bekleme seçilirse, bu sürenin eğlenceli bir etkinliğe dönüşmemesine dikkat edilmelidir.
- Ödül–ceza yöntemleri yerine merak duygusunu artıracak faaliyetler tercih edilmelidir.
- “Gitmezsen küserim”, “Beni kızdırmak için yapıyorsun”, “Şımarma” gibi ifadelerden kaçınılmalıdır.
Başka Neler Yapılabilir?
- Yatmadan önce ya da sakin zamanlarda ayrılık kaygısını ele alan hikâyeler okunabilir.
(Avucundaki Öpücük, Uçup Giden Battaniye; ileri yaşlar için TÜBİTAK yayınlarından Okulda İlk Günüm gibi.) - Çekingenlik yaşayan çocuklar için kukla oyunları oynanabilir; öğretmen–arkadaş rolleriyle “öğretmencilik” oyunları kurgulanabilir.
- Bağlanma temelli ve özgüveni artırıcı oyunlar oynanabilir:
- Fiziksel temas oyunları,
- Gücün çocukta olduğu, iş birliğine dayalı oyunlar,
- Ailece oynanan takım oyunları,
- Kontrolcü çocuklar için “saçma oyunlar” (komik hayvan rolleri, danslar, pamuk atma–yakalama gibi).
- Çocuğun güçlü yönleri keşfedilmeli ve bunlar çocuğa yansıtılmalıdır. Meraklıysa merak üzerinden, kahramanları seviyorsa bu kahramanlar üzerinden oyunlar ve hikâyeler oluşturulabilir.
- Öğretmen ve okul ile iş birliği içinde olmak süreci önemli ölçüde destekler.
- Ayrılma süreci ebeveyn–çocuk için çok zorlayıcıysa, bir süre diğer ebeveynin okula bırakması tercih edilebilir.
Ne Zaman Uzman Desteğine Başvurulmalıdır?
- Yoğun öfke patlamaları varsa
- Bedensel belirtiler (bulantı, kusma, karın veya baş ağrısı) devam ediyorsa
- İştahsızlık artmış, içe kapanma başlamışsa
- Uyku düzensizlikleri sürüyorsa
- Alt ıslatma gelişmişse
- Çocuk okulu tamamen reddediyor ve okul düzenine kronik şekilde uyum sağlayamıyorsa
- Okulda tüm gün huzursuzluk ve yoğun ağlama görülüyorsa
Bu belirtiler başlangıçta görülebilir; ancak 4 haftayı aşan ve çözüm sağlanamayan durumlarda mutlaka uzman desteği alınmalıdır.
