Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); dikkatsizlik, aşırı hareketlilik ve dürtüsellik belirtilerinin görüldüğü, yaşam boyu sürebilen nöropsikiyatrik bir bozukluktur. Başlangıcı genellikle üç yaş dolaylarında olmakla birlikte, tanısı dikkat süresi ve yoğunlaşma gereksiniminin arttığı ilkokul yıllarında konmaktadır (Öncü, Şenol, 2004).
DEHB’nin Kuzey ve Güney Amerika, Kuzey ve Doğu Avrupa ile Asya dâhil olmak üzere dünya genelinde yaygın olduğu görülmektedir. Çocuk ve ergenlerde görülme sıklığı %5–10 arasındadır. Çocukluk döneminde DEHB tanısı alan bireylerin yaklaşık %30–50’sinde belirtiler yetişkinlikte de devam etmektedir.
Çocuklar ve ergenler üzerinde en çok çalışılan ve en sık tanı konulan bozukluklardan biri olmasına rağmen, DEHB’nin kesin nedeni günümüzde hâlen tam olarak bilinmemektedir.
Erkek çocuklarda DEHB tanısı, kız çocuklara oranla yaklaşık üç kat daha fazladır. Ancak kız çocuklarında belirtilerin erkeklere kıyasla farklı biçimde seyretmesi nedeniyle, çoğu zaman gözden kaçabildiği düşünülmektedir. Kız çocuklarında daha çok dikkatsizliğin baskın olduğu tip görülürken, erkek çocuklarda dikkat eksikliği ve hiperaktivitenin bir arada olduğu karma tip daha sık görülmektedir (Abalı, 2012).
DEHB’nin tarihçesine bakıldığında, ilk tanımlamanın 1902 yılında George Still tarafından İngiltere’de yapılan bir konuşmada; aşırı hareketli, dikkatini sürdüremeyen, öğrenme güçlükleri ve davranım sorunları gösteren çocuklar üzerinden yapıldığı görülmektedir. 1930’lu yıllarda ise benzer özellikler gösteren çocuklar “organik dürtüsellik” kavramıyla tanımlanmıştır.
İlerleyen yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde görülen beyin iltihabı (ensefalit) salgını, bu rahatsızlığa olan ilgiyi artırmış ve DEHB zaman içerisinde farklı isimlerle anılmıştır (Şahin, 2012).
İlk bilimsel sınıflandırma çalışmaları 1968 yılında DSM–II (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders – Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı) ile başlamış ve tanı ölçütlerinde “Çocukluğun hiperaktif reaksiyonu” olarak yer almıştır. Bu dönemde erişkinlikte görülen belirtilere henüz yer verilmemiştir.
Bu yazıda, Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) hakkında sıkça merak edilen ve bilinmesi gereken bazı temel sorulara yer verilmiştir.
DEHB’nin Çeşitleri ve Tanı Kriterleri Nelerdir?
DEHB’nin üç alt tipi bulunmaktadır:
- Dikkatsizliğin baskın olduğu tip,
- Hiperaktivite ve dürtüselliğin baskın olduğu tip,
- Her iki özelliğin birlikte görüldüğü karma tip.
Tanı koyulabilmesi için, iki ana belirti grubundan (dikkatsizlik ya da hiperaktivite-dürtüsellik) en az altı belirtinin en az altı ay süreyle devam etmesi gerekmektedir. Yaşı ileri gençler ve erişkinlerde (17 yaş ve üzeri) ise en az beş belirtinin bulunması yeterli kabul edilmektedir.
Tanı sürecinde;
- On iki yaşından önce birkaç dikkatsizlik ya da aşırı hareketlilik–dürtüsellik belirtisinin ortaya çıkmış olması,
- Belirtilerin iki ya da daha fazla ortamda (ev, okul, sosyal çevre vb.) görülmesi,
- Belirtilerin işlevselliği düşürdüğüne ya da bozduğuna dair kanıtların bulunması
gerekmektedir.
Dikkatsizlik Belirtileri
- Çoğu kez ayrıntılara yeterince özen göstermez; okul çalışmalarında, işte ya da etkinlikler sırasında dikkatsizce hatalar yapar (ayrıntıları gözden kaçırır veya atlar). Verilen yönergeleri izlemekte zorlanır; okulda verilen görevleri, günlük işleri ya da işyeri sorumluluklarını tamamlayamaz.
- Çoğu kez iş yaparken, oyun oynarken ya da derste dikkatini sürdürmekte güçlük çeker.
- Çoğu kez kendisiyle doğrudan konuşulurken dinlemiyor gibi görünür; aklı başka yerdeymiş izlenimi verir. Dış uyaranlarla dikkati kolayca dağılır (yaşı ileri gençlerde ve erişkinlerde ilgisiz düşünceler şeklinde görülebilir).
- Çoğu kez işleri ve etkinlikleri düzenlemekte güçlük çeker (ardışık işleri yönetemez; kullandığı eşyalar dağınıktır; zaman yönetimi zayıftır; zaman sınırlamalarına uyamaz). İş veya etkinlikler için gerekli olan eşyaları (kalem, kitap, gözlük, cüzdan vb.) sıkça kaybeder.
- Çoğu kez sürekli zihinsel çaba gerektiren işlerden kaçınır ve unutkandır.
Aşırı Hareketlilik ve Dürtüsellik Belirtileri
- Çoğu kez kıpırdanır; ellerini ya da ayaklarını vurur, oturduğu yerde duramaz. “Her an hareket hâlinde”dir; “kıçına motor takılmış” gibi davranır.
- Çoğu kez oturmasının beklendiği durumlarda yerinden kalkar; uygunsuz ortamlarda koşturur ya da bir yerlere tırmanır. (Yaşı ileri gençler ve erişkinlerde bu durum huzursuzluk hissiyle sınırlı olabilir.)
- Çoğu kez aşırı konuşur; sessiz biçimde oyun oynayamaz ve sırasını beklemekte zorlanır.
- Çoğu kez sorulan soru tamamlanmadan yanıt verir; başkalarının sözünü keser ya da oyun ve etkinliklerde araya girer. Başkalarına ait eşyaları izinsiz kullanabilir (erişkinlerde başkalarının yaptığı işe müdahale etme şeklinde görülebilir).
(Bu tabloda bazı maddeler birleştirilmiştir.)
DEHB Tanısını Kim Koyar?
Türkiye’de DEHB hakkında pek çok kişi (anne-baba, öğretmen, komşu, çevre) çocukla ilgili yorumlar yapabilmektedir. Ancak DEHB tanısının mutlaka çocuk ve ergen psikiyatristi tarafından konulması gerekmektedir. DEHB, bazı ruhsal sorunlarla karıştırılabilir. Örneğin çocukluk çağı depresyonunda hareketlilik artışı, karşı gelme ya da inatçılık görülebilir; kaygı yaşayan çocuklarda da yerinde duramama ve huzursuzluk artabilir. Bu nedenle ebeveynlerin tanılama sürecinde doğru uzmanlara başvurması büyük önem taşır.
Normal Hareketlilik ile Aşırı Hareketlilik Arasındaki Farklar
Normal hareketli çocuklarda davranışlar genellikle amaca yönelik ve uyumludur. “Bir yaramazlık peşinde olmak” şeklinde tanımlanabilir. Ortam sınırlayıcı olduğunda ve dikkat gerektirdiğinde normal hareketli çocukların hareketliliği azalabilir. Stresli durumlarda ise hareketlilik geçici olarak artabilir.
Aşırı hareketli çocuklarda ise davranışlar çoğunlukla keyfi ve amaçsızdır. Ortam sınırlayıcı ve dikkat gerektiren hâle geldiğinde hareketlilik artar. Heyecan verici ortamlarda sakinleşebilirken, sıradan durumlarda hareketlilikleri yükselir. Bu tablo sıklıkla yıkıcı davranışlarla birlikte görülür.
DEHB’nin Tedavisi Var mıdır? Ebeveynler, Çevre ve Öğretmenler Nelere Dikkat Etmelidir?
DEHB’de uyarıcı ilaçlar yaygın olarak kullanılan medikal tedavi yöntemleridir. Ancak okul öncesi dönemde uyarıcı ilaç tedavisi tercih edilmemektedir.
DEHB’de etkinliği kanıtlanmış diğer tedavi yöntemleri;
- Anne-baba eğitimi,
- Öğretmen eğitimi,
- Çocuklarda oyun terapisi,
- Destek gruplarıdır.
Bu yöntemleri kapsayan çok yönlü tedavi yaklaşımı, DEHB’nin yönetiminde oldukça etkilidir.
Öğretmenlerin Uygulayabileceği Bazı Yöntemler
- Öğretmen, öncelikle öğrencinin onunla aynı takımda olduğunu hissetmesini sağlamalıdır. Öğrenci, öğretmenin desteğini hissetmelidir. Her DEHB’li çocuk farklıdır; destek bireysel ihtiyaçlara göre düzenlenmelidir.
- Materyal dağıtmak gibi sınıf içi sorumluluklar verilebilir. İhtiyaç duyduğunda kullanabileceği kısa “mola”lar tanınabilir.
- Uygulamaya dayalı etkinlik ve ödevler tercih edilmeli, düzenli takibi yapılmalıdır.
- Öğrenciye bir sonraki gün sorulacak soru önceden bildirilerek hazırlanması sağlanabilir. Bu uygulama, çocuğun kendini hazır hissetmesini ve sınıf içinde başarılı olmasını kolaylaştırır. Süreklilik sağlandığında benlik saygısının gelişimine önemli katkı sağlar.
DEHB Tanısı Almış Çocukların Ebeveynleri Nelere Dikkat Etmelidir?
- Ebeveynler, DEHB tanısı almış çocukların bazı alanlarda diğer çocuklara göre daha fazla zorlanabileceğini kabul etmeli ve durumu gizlememelidir. Aksi hâlde çocuk, kendisinden rahatsız olunduğu düşüncesine kapılabilir.
- Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun sorumluluklar verilmeli; bu sorumluluklara ilişkin kararlar çocukla birlikte ve kabul edebileceği şekilde alınmalıdır. Tutarlılık büyük önem taşır.
- Ebeveynlerin çocuklarıyla aktif ve kaliteli zaman geçirmesi oldukça değerlidir. Birlikte oyun oynamak, sinema veya tiyatroya gitmek, farklı yerler keşfetmek, hikâye ve masallar okumak, sohbet etmek çocukla geçirilen zamanı daha anlamlı ve destekleyici hâle getirir.
Kaynakça
Tuğlu, C., & Öztürk Şahin, Ö. (2010). Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu: Nörobiyoloji, tanı sorunları ve klinik özellikler. Psikiyatride Güncel Yaklaşımlar, 2(1), 75–116.
Abalı, O. (2012). Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite. İstanbul: Adeda Yayıncılık.
Fettahoğlu, Ç., & Özatalay, E. (2006). Çocuklarda hareketlilik ve/veya dikkatsizlik yakınmaları ve dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu tanısı. Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Dergisi, 13(1), 13–18.
Özdoğan, B., Ak, A., & Soyutürk, M. (2005). Dikkat Eksikliği Hiperaktivite/Aşırı Hareketlilik Bozukluğu Olan Çocukların Eğitiminde Öğretmen El Kitabı. Ankara: MEB Devlet Kitapları Müdürlüğü.
American Psychiatric Association. (2013). Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal Elkitabı (DSM-5), Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı (Çev. Ed. E. Köroğlu). Ankara: Hekimler Yayın Birliği.
http://akademidisleksi.com/calisma-alanlarimiz/dehb-ile-yasamak/
https://oced.org.tr/dehbde-dogru-bilinen-yanlislar/
